Tutkun Bazen Adın Olur…

Samuel Langhorne Clemens 1835’te Florida’da doğar. Ailesi Hannibal’e taşındığında Samuel için harika bir dönem başlar. Maceracı kişiliği bu kentteki gemilerle buluşur ve yirmi dört yaşına geldiğinde bir buharlı gemide çalışmaya başlar.

O zamanlar bu gemilerde, sığ ve derin yerleri ayırt etmek için, ucunda kurşundan bir boru olan urganlar sallandırılırmış. Bu şekilde ölçülen derinliğe göre kaptan devam edip etmemeye karar verirmiş. İpte derinlik hakkında fikir veren belli örgüler olurmuş. Bunlara “mark” denirmiş…

Teknelerin ilerleyebilmesi için iki kulaç derinliğe ihtiyaç varmış. Eski İngilizce ile “twain” iki anlamına gelirmiş. Yani eğer mürettebat size “mark twain” diye seslenirse tekneyi ilerletmenin güvenli olacağından bahsettiği anlaşılırmış.

Samuel Clemens kendini bu hayatla o kadar özdeşleştirmiş ki ileride yazmaya başladığında takma ismini “Mark Twain” yapmış.  Bugün Mark Twain, Amerika edebiyatının en büyük yazarlarından biri olarak kabul ediliyor. Biz onu bu ismiyle tanıyor ve hala seviyoruz…

gemi

Hikayeler Anlatmak

“Bana hikaye anlatma!”

Tanıdık geldi değil mi? Hep sonuç ister bizim toplumumuz… Dinlemeye vakti yoktur pek. Okumaya da pek olmaz genelde. Ama gene de internette alır soluğunu, sosyal mecralardan laf yetiştirir birbirine.

Hikaye anlatmak kötü bir anlam taşır bu kullanımda. Boş lafları, yalan yanlış şeyleri çağrıştırır.

Oysa hikayeler güzeldir! Üstellik bu lafı edenin de bir hikayesi vardır. Hatta o kişi en çok kendi hikayesini anlatmayı sever. Hele bir de övündüğü bir hikaye ise değmeyin keyfine!

Hepimizin olduğu gibi her şeyin bulunup anlatılmayı bekleyen bir hikayesi var. Öyle ki ateş etrafında toplanırken mağara duvarlarına resmettiklerimizden başlamışız hikayeler anlatmaya birbirimize. Yetmemiş tragedyalardan öykülere, şarkılardan filmlere farklı biçimlere sokmuşuz onları…

Şimdi etrafına bakmalı herkes! Hayatı yeni hikayelerle deneyimleme zamanı!

hikayeler_anlatmak