Göksel Bekmezci ile Kelime Atölyesi Yeniden İzmir’de!

Kelimeler, birer organdır.
Yaşamla bağ kurmamızı sağlar.
Dünyamızı kelimelerle ifade eder,
kelimelerle tanımlarız.
Böylece duvarlar örer ya da duvarları yıkarız.
Biz, konuştuğumuz kişiyiz.
Seçtiğimiz kelimeler, sözler sadece konularımızı değil,
bütünüyle bizi resmeder.
Ve sustuklarımız, bundan bağımsız kalamaz.

Göksel Bekmezci ile yürütülecek atölyede öne çıkan başlıklar:

* Kelimelerin sözlük, psikolojik ve sosyolojik anlamları
* Kelimelerin şuurla etkileşimi ve yaşama dönüşmesi
* Her soru bir davettir.
* Sözde, metinde ve kişide anlam kayması
* Söz ile ses arasındaki fark
* Söz azaldıkça ses yükselir
* Yaşam çok seslidir fakat tek dille konuşur

Tarih: 15, 16, 17 Şubat 2019
Saat: 12.00 – 16.00 (Toplam 12 saat)
Yer: Yazı Çizi Çeki Atölyesi
Adres: 116/5 Sokak No:18 B Blok Birlik Apt. D:3 Bornova, İzmir

Bilgi ve kayıt: 0232 421 61 66 – bilgi@yaziciziceki.com

Göksel Bekmezci Kimdir?
2002 yılında (MSM) Müjdat Gezen Sanat Merkezi Yaratıcı Yazarlık Bölümü’nden mezun olup, Araştırmacı-Şair Sunay Akın’a ve Sanat Felsefesi üzerine Sabiha Özdemir’e asistanlıklar yapan Yazar/Şair Göksel Bekmezci, Gri Hikayeler, Eski Cesetler ve Bir Elmanın Yarası adlı üç kitap yazdı.
2011-14 yıllarında tek kişilik anlatısı Küf Noktası’nı sahneledi.
Reklam metin yazarlığı, dergi editörlüğü ve düzeltmenlikler yapan Bekmezci, 2012 yılından bu yana, başta Müjdat Gezen Sanat Merkezi (MSM) olmak üzere özel kurumlarda Metin İnceleme ve Kelime Atölyesi üzerine deneyimleri paylaşmaktadır. Ayrıca üç dönemdir MSM Yaratıcı Yazarlık Bölümü’nde başkan yardımcılığı görevini yürütmektedir.

 

Hayaller Gerçek Oluyor!

Beril Erbil

Bundan altı ay önce Kitap ile Sohbetleri çoğaltmak için yola çıktığımızda büyük bir heyecan vardı içimizde. Çalışmalarımız sürdü, çalıştıkça hayallerimiz büyüdü. Ve hayallerimizin ilk adımını 5 Ekim 2017 tarihinde, Alsancak’taki Yakın Kitabevi’nde bir sabah buluşmasıyla attık. Ne güzel bir topluluktuk. Herkesin yüzündeki aydınlık, gülüşüne yansımıştı. Daha ilk günün sonuna gelmemiştik ki, harika bir ekip olacağımızı anlamıştım, olduk da!

İlk kitabımız Aslı Perker’in Sufle adlı romanı idi. Aramızda kitabı daha önce okuyanlar olduğu gibi, hiç adını duymamış olanlarımız da vardı. Biz Aslı Perker’i ve onun diğer romanlarını konuşmaya başladık önce. Yazarın yaşamını, söyleşilerinden bize yansıyanları tartışırken diğer kitaplarından yola çıkarak ‘meselelerini’ anlamaya çalıştık.

Sıra Sufle’ye geldiğinde artık Aslı Perker’i daha iyi tanıyorduk. Başladık konuşmaya… New York, Paris ve İstanbul üçgeninden hayatlarımıza uzanan roman, mutfağın sihirli dokunuşuyla birlikte karakterlerin yaşamlarını yaşamlarımıza ortak etti. Konuşa konuşa bitiremedik desek yeridir.

Kitabın etrafında sohbetimizi sürdürürken kendi hayatlarımızı düşünüyorduk, romanın kahramanlarının hayatlarını deşiyor, bağlantılar kuruyorduk. Aklımıza takılan, gerçekçi bulmadığımız yerler oluyordu, birbirimizden besleniyorduk. Bir karakterin Paris’te değil de İstanbul’da yaşasa nasıl olacağını sorguluyorduk. Paris’in bilmediğimiz sokaklarında geziyor, bu büyülü ortamın bizi götürdüğü edebiyatçılara selam veriyorduk.

Üç hafta geçtiğinde kimse bir roman üstüne bu kadar konuşabileceğimizi düşünmemişti. Kimimiz önceden okuyup gelmiştik, kimimiz üç hafta boyunca okudu kitabı. Hepimiz de farklı tatlar almıştık deneyimlerimizden.

Üçüncü haftanın sonunda katılan dostlardan duyduklarımı paylaşmasam olmaz.

“Kitabı asla çizmezdim. Artık çiziyorum ve daha çok dikkat ediyorum.”

“Çizdiğiniz yeri okurken çizmemişim, ama ne kadar derin bir duygu varmış o bölümde.”

“Daha önce okumuştum, ancak hiç hatırlamıyordum. Artık kitap benim için bir anlam kazandı, karakterler canlandı.”

“Okuduklarımı unuturdum, ancak artık unutacağımı hiç sanmıyorum.”

“Bir kitap hakkında üç hafta ne konuşacağımızı düşünmüştüm, çok şey konuşuluyormuş.”

“Hiç şiir okumazdım, ilk haftadan beri şiire daha fazla dikkat etmeye başladım. Artık şiir okuyorum.”

Birbirimizi zenginleştirirken kiminin hiç dikkat etmediği şeyin başkası için ne kadar önemli olabileceğini gördük. Birbirimizi sosyal ve kültürel faaliyetlerden haberdar ettik, yeni deneyimlerimizi paylaştık. Kitap tavsiyeleri verdik. Şiirini kapıp gelenler oldu; mutlandım. Arkadaşını kapıp gelenler oldu; umutlandım. Paylaştık ve çoğaldık.

Güzel haberi üçüncü haftanın sonunda verdim birinci ekibe. Dördüncü haftada akşam buluşmaları başlıyor diye…

Ve biz 26 Ekim 2017 tarihinde Yazı Çizi Çeki Atölyesi olarak Kitap ile Sohbet İzmir’in ilk akşam buluşmasını İpeksi Tatlar Tat Atölyesi’nde gerçekleştirdik. İkinci ekiple de çok güzel bir enerji yakaladık. Farklı deneyimlerden geliyorduk, birbirimizi besliyorduk. Bu sefer ikinci kitabımıza geçmiştik. Sevgi Soysal’ın Tante Rosa’sına… Üstelik sevgili Yasemin Sungur da aramızdaydı bu kez. Tüm ekiplerle tanışmaya, büyük bir ailenin birlikteliğini hissetmeye ve hissettirmeye gelmişti.

Evet, Kitap ile Sohbet İzmir başladı ve ilk ayını tamamladı. Yazı Çizi Çeki Atölyesi’nin kıymetli adımlarından biri oldu. Bugün buradan bakınca heyecanımın ve hayallerimin güzelliğini görüyorum. Kurduğumuz hayalin daha çok başında olsak da biliyorum ki her geçen gün daha çok paylaşacağız, daha çok çoğalacağız.

 

Ekin Köker ile Yazıyla Farkındalık Atölyesi: Çocuk Cesareti

Yazı Çizi Çeki Atölyesi olarak düzenleyeceğimiz “Çocuk Cesareti” adlı atölyede yazıyla farkındalığımızı nasıl arttırabileceğimizi, içimizdeki çocuk cesaretini nasıl ortaya çıkarabileceğimizi göreceğiz. Eğitmenimiz Ekin Köker.
Ekin yazmayı, kendi sınırlarını keşfetmek ve yazan için kendi yolunu bulmayı deneyimlemek olarak tanımlıyor ve bu ikisinin de çocuk cesaretinden doğduğuna inanıyor.
İçinizdeki çocuk cesaretini bulmaya hazır mısınız?
Yazıda ve hayatta daha cesur olmaya varım diyorsanız, sizi atölyemize bekliyoruz.
26 Mayıs 2017 Cuma
Saat: 14.00-18.00
Yer: Piyano Butik Ofis, Alsancak-İzmir
Bilgi ve kayıt için: 0232 421 61 66

Ekin Köker Kimdir?
1978 İzmir doğumlu. Yazma sürecine çok küçük yaşlarda başladı. Yazmaya olan tutkusu liseden sonra, Güzel Sanatlar Fakültesi Dramatik Yazarlık Bölümü’ne hazırlanma sürecini başlattı ve 1997 senesinde birincilikle fakülteye giriş yaptı. Okul yıllarında, İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda, Savaş Dinçel’in reji asistanlığını yapma şansı oldu. Yine aynı yıllarda, Dokuz Eylül Üniversitesi İşletme Fakültesi personeline sahne eğitimi vererek, Moliere’in Kibarlık Budalası oyununu Ne Oldum Delisi adı altında uyarladı ve sahneledi. Daha sonra İsveç’te çocuklara yaratıcı drama yoluyla Türkçe öğretmenliği yaptığı bir süreç geçirdi. Bu süreçte çocuklarda Türkçe dil yetkinliğinin kalıcı olmasını sağlayan çalışmalar yaptı. 2012 senesinde İstanbul’a yerleşerek, çeşitli dergi ve gazetelerde köşe yazarı ve haber editörü olarak çalıştı. 2013 senesinde Yeşim Cimcoz Yazı Evi ile tanıştı. Burada öncelikle kendi programı olan “Çocuk Kitabı Yazma ve Uygulama” derslerini verdi, bir süre sonra Yeşim Cimcoz’un programı olan “Yazıya Giriş” derslerini de vermeye başladı. Üç yılı aşkın bir süredir Yazı Evi’nde atölye çalışmalarına devam ediyor. Özelde yazar koçluğu yapıyor, bireysel danışmanlık veriyor. Yazarlık kariyerinin ilk kitabı olan “Kalipra Günceleri: Uyanış”, fantastik çocuk romanı türünde Yitik Ülke Yayınları’ndan çıktı.

Salih Seçkin Sevinç ile Söyleşimiz Var!

Blog yazmak, bir bloğun fikrini oluşturmak ve çerçevesini kurmak, sonra da bunu büyük kitlelere ulaştırmak emek ister.

Bu aşamalardan geçmiş; bugün alanında etkili ve sözü geçen, aylık milyonlarca ziyaretçiye sahip bloğuna hala yazmaya devam eden; geçtiğimiz aylarda da blog yazılarını kitap haline getirmiş Salih Seçkin Sevinç ile blog yazmanın inceliklerini, yazıların sürdürülebilirliğini, kitapları üzerinden ve Harbi Yiyorum sitesi deneyimlerinden yola çıkarak İzmir Yakın Kitabevi’nde konuşacağız.

Yaz aylarında hepimiz biraz yavaşlıyoruz. Bu dönemi hep aklınızda olan yazıları yazarak yeni başlangıçlar yapmak için kullanabilirsiniz. Gelin, hem tanışalım hem blog fikrinizi şekillendirelim.

Bu etkinliğimiz ücretsizdir…

Tarih: 30 Haziran 2016

Saat: 18.00-20.00

Yer: Yakın Kitabevi – Kıbrıs Şehitleri Caddesi No:104/A Alsancak-İzmir

20160630

Yazmanın İyileştirici Gücü

yazmanin-iyilestirici-gucu

Yazmak üstüne bir şeyler okuyorsanız kelimelerin sihrini anlamaya başlamışsınız demektir. Kelimeler sihirlidir. Düşünceleriniz arasında sıyrılıp kaleminiz aracılığıyla kağıda dökülürler. Düşünmek gibi değildir yazmak. Düşüncelerin somutlaşıp kağıda dökülmesidir. Bazen onu yazana kadar öyle düşündüğünü hissetmez insan…

Yazmak iyileştirir. Yazmak bilinçaltına inip oradan bir şeyleri bulup çıkarmaktır. Bu bazen son derece yorucu ve yıpratıcı olabilir. Ancak kendini tanımak ve kendin olabilmek için kendinle yüzleşmen gerekir.

Bırakın kalem sizi bir yerlere götürsün, karmakarışık düşüncelerinizi hizaya soksun. İçinizde olup bilmediklerinizi anlatsın size.

Kendinin farkında olmak kendin olabilmek için ilk adımdır; sorunun farkına varmak o sorunu çözmek için…

Bu sebeple günlüklerde, bloglarda, öykülerde, romanlarda, anlatılarda kelimelere dökülmüş her düşünceyi önemsiyoruz. Çünkü yazmanın iyileştirici gücüne inanıyoruz.