2021’de de Hayata Edebiyat Katıyoruz!

“Bu 2021’in ilk yazısı. 

Sessiz bir yılbaşı geçirdik. Birçoğumuz için hiç deneyimlemediğimiz türde buluşmalar yaşadık; bir araya gelemeyenler online ziyaretler yaptı birbirine, görüntülü konuşmalar gerçekleşti, hep dışarıda olanlar bu kez evi deneyimledi, hep evi tercih edenler için bile ya eksik ya buruktu bu yılbaşı…

Yine de herkesin süslenip püslenip, akşama yılbaşı için bir şeyler hazırlayıp akşam yemeğinde masanın başına geçmesi hem hayata ve alışkanlıklarımıza bağlılığımızı gösterdi hem de umuda olan ihtiyacımızı. Evet, 2020’nin takvimden gitmesiyle birlikte hayat bir anda bambaşka olmayacaktı ama insan umut etmeden yaşayamıyordu. Olanı başka şeylerle anlamlandırıp geleceğine bir ışık istiyordu. Önümüzde nasıl uzanacağını bilmediğimiz bir yılımızın güzel olmasını bekliyordu.

2020’nin başından bu yana hiçbir şey eskisi gibi olmayacak deniyordu. Evet, hiçbir şey eskisi gibi değil artık. Her şeyden önce biz değiştik. Bu değişim belli ki yenilerine gebe ve ister istemez değişeceğiz; fırtına devam ediyor. 

Hiçbir değişim, hiçbir büyük fırtına kolay atlatılmıyor; ama içinden geçebilirsek güçlendirmeyi başarıyor bizi. Öldürmeyen şey güçlendiriyor misali…

Geleceği planlayamıyoruz ama onu bugün yaptıklarımızla, hissettiklerimizle, düşündüklerimizle, eylemlerimizle yaratıyoruz. 

Hayat kıymetli; yaratıyoruz onu. Yarattıklarımız kıymetli; ince ince güçlü bağlarla örüyoruz. Bağlarımız kıymetli; hayatı anlamlandırıyoruz. Döngü döngü dönüşüyoruz.”

Hayata edebiyat katmaya devam ediyoruz!

** Bu yazı Beril Erbil’in İz Gazete’de 30 Ekim 2021 tarihinde yayımlanan köşe yazısından kısaltılmıştır.

Yaratıcı Yazarlık Atölyesinden Nasıl Faydalanabilirim?

Yaratıcı Yazarlık ile ilgili birçok kitabın, internette bir sürü kaynağın bulunduğu bu dönemde bu konuda bir atölye çalışmasına gitmenin, doğru bir rehberle çalışmanın faydalarını yadsımak olmaz. Üstelik daha önce farklı yazarlık çalışmalarına da katılmış olabilirsiniz. ⠀

Gelin bizimle bu yolculuğa çıkmaya karar vermeden önce Ferhat Uludere ile Yaratıcı Yazarlık atölyemizden nasıl yararlanabileceğinize bakalım. 

1- Yazar Olmak, Okur Olmak

Yaratıcı Yazarlık atölyemize yazar olmak için gelebileceğiniz gibi daha iyi bir okur olmak için de gelebilirsiniz.⠀

Çünkü Yaratıcı Yazarlık’ta bir metnin nasıl kurulduğunu, onu oluşturan unsurların neler olduğunu öğrenirsiniz. Böylece, yazmak istediğiniz metni bilinçle inşa edebilir; daha bilinçli ve daha derin okumalar yapıp farklı ve görece zor metinleri daha rahat okuyabilirsiniz.

2- Doğru Yerden Başlamak

Edebiyat dünyası büyülü olduğu kadar geniştir de. Yaratıcı Yazarlık Atölyesi nereden başlayacağını bilmeyenlere bir yol çizer. Bu yol başlangıç için temelleri size sunar. Bu temellerin üzerine yazmak istediklerinizi rahatlıkla inşa edebilirsiniz.

3- Deneyimden Faydalanmak

Yazmak yazarak öğrenilir. Yazdıklarınızın doğru bir değerlendirme sürecinden geçmesi önemlidir. Ferhat Uludere sizi yazmak istediğiniz ve yatkın olduğunuz alanda tutar, gelişim alanlarınızı size gösterir. Sektörde 20, yazarlık eğitiminde 10 yılı aşkın tecrübesi ile yazdıklarınıza doğru noktalarda müdahale eder. 

4- Tartışmak, Geribildirim Almak

Ekip arkadaşlarınızın yazdıkları sizler için yeni ve değerli bir alandır. Onların yazdıklarından yeni gelişim alanlarınızın farkına varabilir, eleştirmeyi ve eleştirilmeyi deneyimlersiniz. 

5- Disiplin Kazanmak

Her hafta yazdıklarınızla birlikte metinlere daha bilinçli bakmayı öğrenirken yazdıkça yazıyı hayatınıza disiplinli bir biçimde sokarsınız.

6- Yeni Arkadaşlar Edinmek

Yazan kişiler genelde yazdıklarını paylaşacak kişiler bulamadıklarından yakınır. Bu ortamda birlikte yazdığınız, birlikte tartıştığınız, yolda birlikte ilerleyeceğiniz arkadaşlar edinirsiniz. 

7- Yazı Çizi Çeki Ailesine Katılmak

Yazı Çizi Çeki siz yazmaya başladığınızda, bu yolda ilerlerken, kitabınızı yazma sürecinizde ve sonrasında destek istediğiniz her alanda tüm bilgi birikimi, kaynakları ve deneyimiyle yanınızda olur. 

Boğulmamak İçin – George Orwell

Yazı: Cahide Tüzün

Suyun altında nefesimiz tükenirse bir an önce çırpınarak su yüzüne çıkmak ve ciğerlerimizi en derinlerine kadar kadar hava ile doldurmak isteriz. Bunu yaparken de çok fazla düşünmeyiz, refleks olarak yaparız. Ama insan sadece suyun altında nefessiz kalmaz ki! En son ne zaman “nefes alamıyorum, boğuluyorum” cümlesini kurdunuz kendi kendinize veya kurmaya bile cesaret edemediniz? Hem de 2020 yılı içinde!

İşte modern hayatlarımızda nefes alamadığımızı hissettiğimiz zamanlarda sığındığımız, hücrelerimize temiz hava doldurup yeniden yaşam enerjisi verecek yer çocukluğumuz, anılarımız, geride bıraktıklarımız, çocuklukta tutku ve sevgi ile yaptığımız, bize huzur ve dinginlik veren şeyler. Korkmadan, endişe duymadan, zamanı ölçmeden, bir şeylere yetişmeye çalışmadan. Çocukluğumuzun geçtiği yere gidip bazı şeylerin değişmediğini görmek onlara tutunabilmek büyük bir lüks hızla değişen dünyada. 

Romanın kahramanı George Bowling, 1938’de Hitler’in ve yeni bir savaşın ayak seslerinin Londra’da sıradan insanlar tarafından bile hissedilirken, entelektüel ve soylu kesim tarafından ciddiye alınmadığı bir dönemde, tekdüze, ruhsuz ve mutsuz bir evlilik ve iş hayatının ortasında sıkışmış kalmış orta yaşlı bir adam olarak bir anda çocukluğunun geçtiği kasabaya gitmeye karar verir. Nefes almaya, yeniden umuda ihtiyacı vardır. Ancak 20.  yüzyıl, sanayileşmek, şehirleşme, 1. Dünya Savaşı’nın etkileri kasabayı tanınmaz hale getirmiştir.

Orwell’in detaylı ve güçlü tasvirlerle gözümüzde canlandırdığı kasabanın eski hali, daha doğrusu Bowling’in anılarındaki hali okurken bizleri de kendi çocukluğumuzdan bugüne unuttuğumuz kaybettiğimiz şeyleri hatırlamaya, düşünmeye sevkediyor. Aynı zamanda, acaba çocukluğumuz anılarımızdaki halinde mi kalsın, bugünkü halini görmeye cesaretimiz var mı, gerek var mı gibi pek çok soruyu beraberinde getiriyor.

Ancak Orwell’in ustalıkla gösterdiği şey; savaşın, modernleşme ve sanayileşmenin bir toplumu ve dolayısıyla bir insanı nasıl dönüştürdüğü. Mizahi bir dille hicvettiği toplumsal gerçekler de, insan ilişkilerine dair tespitler de 82 yıl sonra 2020 yılında hâlâ geçerliliğini koruyor maalesef.  Bu da George Orwell’in neden çağının ötesine geçebildiğini, neden hâlâ en etkili yazarlar arasında gösterildiğini ama daha önemlisi çok iyi bir gözlemci olduğunu, gördüklerini, yaşadıklarını büyük bir tutku ile kayıt altına almak için yazdığını gösteriyor.

Engin Geçtan’ın “Mesela Saat Onda” Adlı Romanı Üzerine…

Yazı: Cahide Tüzün

Mesela Saat Onda” Engin Geçtan’ın İstanbul’da hepimizin çevresinde bulunan, tanıdığımız, tanıyabileceğimiz sıradan insanlardan oluşturduğu karakterleri, zaman ve mekanı bükerek birbirlerinin hikâyelerinin içinde rastgele (!) ama aynı zamanda birbiri ile bağlantılı bir şekilde hareket ettirdiği macera romanı tadında okunan, Metis Yayınları’ndan yayımlanan kitabı.

Roman aslında bize insanı, her bir insanın ne kadar derin, karmaşık ve anlaşılmaya muhtaç hikâyeleri olduğunu, bu hikâyelerin birbirlerine dokunduğunu ve birbirini etkilediğini; her insanın geçmişinden taşıdığı yaraları, zaafları, takındığı maskeleri, içine hapsolduğu ilişki çemberleri olduğunu ve bir gün -genellikle tesadüfen- insanın konfor alanından çıkabileceğini, kendisinden hiç beklenmeyecek şeyler yapabileceğini anlatıyor. Hayatın kitabı aslında biz yaşarken bizim tarafımızdan yazılıyor. Biz hem yazar hem kahraman olarak; ister başrolde ister figüran şeklinde ama illaki kendi hikâyemizin içinde yer alıyoruz.

Her bir insanın hayatı “anlatsan roman olur” tadında aslında. Her birimiz kendi hayatımızın hikâyesini, yaşarken yazıyoruz çoğunlukla ve fark etmeden. Bilerek veya bilmeden aldığımız kararlar, yaptığımız tercihler, girdiğimiz yollar ve rastladığımız insanlar hep birlikte hayatımızı oluşturuyor. Biz yaşarken aslında o anda olayları inşa etmeye devam ediyoruz ve etkilemeye. Hem kendi hayatımızı hem de başkalarının hayatını… Yakın çevremizdekileri de hiç tanımadığımız insanlarınkini de. Ancak günlük hayatın koşturmacasında genellikle bu anda yaşamayıp, ya geçmişin değiştiremediğimiz keşkelerinin arasında veya geleceğin bilmediğimiz belirsizliklerine hükmetme çabası içinde planlar bolluğunda yaşıyoruz. Böyle olunca da şu AN’da kendimiz olabiliyor muyuz? Eylemlerimizin sorumluluğunu alıyor muyuz? Hayatı hep erteliyor muyuz? Yoksa taktığımız maskelerin arkasında alıştığımız şekillerde yaşamaya devam mı ediyoruz?  

Yazıldıkça yaşanan veya yaşandıkça yazılan bir kitap yazmış Engin Geçtan, aynı hayat gibi. Kitapta zaman doğrusal değil, döngüsel. Kitabın içinde kitap var, hayatın içinde hayatlar, her bir karakterin hikâyesinin içinde başka hikâyeler ve hayatlar var, her bir karakter başka bir hikayeye dokunuyor ve değiştiriyor.

Aslında içinde yaşadığımız hayatı ve sıradan insanları, birbrileri ile rastgele çakışan ilgi çekici hikâyeleri ile karşımıza çıkarmış ve okuyucu olarak bizleri de kitabın içine girmeye davet etmiş. Romanı okurken bazı karakterler ile kendimizi özdeşleştiriyoruz, yani kitabın içine giriyor ve o kahramanların arasına karışıyoruz, düşünüyoruz, sorguluyoruz, yargılıyoruz, şaşırıyoruz ve en sonunda kendi hayat hikâyemizin hem yazarı hem kahramanı olduğumuzu fark ediyoruz.

Ferhat Uludere ile Online Yaratıcı Yazarlık – 9 Nisan’da Başlıyor

İnsanlar tarih boyu hayalleri ve kurgu yetenekleriyle ayakta kaldılar. Görmediğimiz şeyler hakkında konuşabilme, hayal kurabilme, kurgu geliştirebilme becerimiz, farkında olsak da olmasak da bizi birer hikâye anlatıcısı yaptı. Ama kimden duyarsak duyalım, hep kendi hikâyemizi anlattık.

Gelin;
🍃Daha önce hiç tecrübe etmediğimiz bugünlerden geçerken, 🍃Kendimizi evlerimizin içinde yeniden keşfederken,
🍃Farklı kavramlar üzerinde düşünürken,
🍃Kavramları yeniden anlamlandırırken,
Edebiyattan, okumaktan ve yazmaktan güç alalım.
📚
Belki;
🍃Yazmak istediğiniz hikâye bugünlerde filizlenecek,
Belki;
🍃Nereden başlayacağınızı bilmediğiniz romanın temelleri bugünlerde atılacak,
Belki; 🍃Aklınızdaki düşünceleri hayali bir gerçeklikle kâğıda dökmek size iyi gelecek.
📚🌿

Müjdat Gezen Sanat Merkezi Yaratıcı Yazarlık Bölüm Başkanı Ferhat Uludere yazarlık eğitimi alanındaki 10 yılı aşkın deneyimini online olarak size aktarıyor. 🍃💻

Gelin, edebiyatın büyülü dünyasına geniş bir pencere açalım. 📚
Ferhat Uludere ile Online Yaratıcı Yazarlık Atölyesi perşembe günleri haftada ikişer saat olarak planlanmıştır. Çalışmamız 4 hafta sürecektir. 📚

9 Nisan Perşembe günü başlayacak çalışma “Zoom” aplikasyonu ile gerçekleştirilecektir. 📚

Bilgi ve kayıt için 👉🏼 bilgi@yaziciziceki.com adresine mail atabilirsiniz. 🍃