Behice Özden ile Senaryoya Giriş Atölyesi 3 Kasım’da Başlıyor! – İzmir

Senaryoya Giriş Atölyesi, Müjdat Gezen Sanat Merkezi eğitmenlerinden Behice Özden liderliğinde ilerleyen, dizi, film – uzun metraj- senaryoları üstüne çalışacağımız 5 haftalık bir atölye çalışmasıdır.

Senaristlik, bir dünya yaratma halidir!

Bu çalışmada senaryo yazmanın inceliklerini öğrenirken elinizdeki karakterlerle bambaşka bir dünya yaratmanın keyfini deneyimleyeceksiniz.

“Görme” sanatına hizmet eden bir yazım türünde, görselliğin sunduğu uçsuz bucaksız imkânı kullanarak size ait olan dünyayı; belli kurallara, denklemlere, olay örgülerine ve izleyici beğenisi gibi gerçeklere göre analiz edecek; belli teknik kurallara uygun olarak kurmayı öğreneceksiniz.

Çalışma boyunca üzerinde durulacak konular:

  • Ana hikâye nedir? TV dizileri için gerekli olan belli ana hikâye şablonları
  • Ana karakterlerin önemi
  • Ana hikâye oluşturma çalışması
  • Ana karakterlerin çizilmesi
  • Senaryo ana çatısının oluşturulması
  • Sinopsis nedir? Sinopsis yazılması
  • Yan hikâye ve yan karakterlerin anlatılması ve yazılması
  • Senaryo akışının belirlenmesi, yazılması
  • Tretman nedir? Tretmanın yazılması
  • Olay örgüsünün, senaryo matematiğinin ana hatlarının öğrenilmesi ve yazılması
  • Senaryo yazımına giriş
  • Senaryo yazımı
  • Senaryonun değerlendirilmesi

Tarih:

3 Kasım 2018 – 1 Aralık 2018 arası her Cumartesi / Toplam 5 hafta

11.00-15.00

Yer:

Yazı Çizi Çeki Atölyesi

116/5 Sokak No:18/B D:3 Bornova – İzmir

Behice Özden Hakkında

1979 yılında Yalova’da dünyaya geldi. Gazetecilik hayatına yerel gazeteler ile Cumhuriyet Gazetesi’nde başladı. Müjdat Gezen Sanat Merkezi Yaratıcı Yazarlık Bölümü’nü bitirdi.

Sinegraf’ın yapımcılığında Hayat Bağları isimli dizinin senaryo ekibinde çalıştı. Bireysel senaryo çalışmalarının yanı sıra Sevin Okyay, Sami Güçlü gibi isimlerle birçok projeye imza attı. İstanbul.com Kültür Sanat Editörlüğü ve İn İstanbul Dergisi’nin Yayın Editörlüğü görevlerini üstlendi.

Halen Yazı Evi Dergi’nin editörü olan Özden’in Yeşim Cimcoz Yazı Evi ile Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde dergicilik ve senaryo üzerine dersler veriyor, Yazı Çizi Çeki Atölyesi ile projeler üretiyor.

Ferhat Uludere ile Yaratıcı Yazarlık Atölyesi 2 Ekim’de Başlıyor! – İzmir

Yaratıcı Yazarlık Atölyesi, Müjdat Gezen Sanat Merkezi Yaratıcı Yazarlık Bölüm Başkanı Ferhat Uludere liderliğinde ilerleyen, 12 hafta boyunca okuyarak, yazarak ve tartışarak, edebiyatın, sanatın, mitolojinin, kahramanların ve hikâyelerin peşinden gideceğimiz bir yazarlık atölyesidir.

Bu atölyede öncelikle öykü üzerinden çalışmaya başlayacağız, ardından roman yazmaya doğru giden aşamaları öğreneceğiz.

Öykü yazının en keyifli ve en iyileştirici alanıdır. Her türle temasta ancak hepsinden uzaktadır. Kendi dilini ve biçimini yaratır. Bazen tüm biçimlere temel olur bazen kendi kulesini inşa eder. Öykü yazmak başlı başına bir yolculuktur ve hemen hemen tüm türlerin temelini oluşturur.

Bu çalışmada Ferhat Uludere ile yaratıcı yazarlığın detaylarını çalışırken aklınızdaki hikayeleri öykü ve romanlara nasıl dönüştüreceğinizi göreceksiniz.

Çalışma boyunca üzerinde durulacak konu ve yöntemler:

  • Karakter yaratmak, tip ve karakterleri ayrıştırmak
  • Zamanve mekân kullanımı
  • Olay örgüsü
  • Karakterlerin olay örgüsüne yerleştirilmesi
  • Çatışmada öykünün inşası
  • Düğüm ve çözümü
  • Öykünün yapıtaşları üzerinden karşılaştırmalı incelemeler
  • Öykü ve roman yazarken dikkat edilmesi gerekenler
  • Okuma tüyoları
  • Yazı alıştırmaları ve disiplin

Tarih:

2 Ekim 2018 – 18 Aralık 2018 arası her Salı / Toplam 12 hafta

Gündüz Ekibi: 12.00-14.30

Akşam Ekibi: 19.00-21.30

Yer:

Yazı Çizi Çeki Atölyesi

116/5 Sokak No:18/B D:3 Bornova – İzmir

Bilgi ve kayıt için bize ulaşın. 0232 421 61 66 – bilgi@yaziciziceki.com

Ferhat Uludere Hakkında

1977 yılında Lüleburgaz’da dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini Lüleburgaz’da tamamladı. 1998 yılında Müjdat Gezen Sanat Merkezi Yaratıcı Yazarlık Bölümü’ne girdi. Sayıklamalar (2002), İslenmiş Aşka Mektuplar (2005), 1001 Fıçı Bira (2006), Sonbaharda Sarhoş Bir Kasaba (2010), Don Quijote’nin Üçüncü Cildi (2014), Son 11 (2018) adlı kitapları yayımlandı.

Birçok yayın organında sinema, edebiyat, müzik, tiyatro ve Beşiktaş üzerine eleştiriler yazan Ferhat Uludere çeşitli televizyon programlarında editörlük, metin ve senaryo yazarlığı yaptı. Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde verdiği derslerin yanı sıra Yaratıcı-Yazarlık Bölümü Bölüm Başkanlığı’nı sürdürürken öykü ve roman çalışmalarına devam ediyor.

Hikayelerini Keşfet İstanbul’da

“Hikayelerini Keşfet” Beril Erbil liderliğinde İstanbul’da yazmayı sevenler, yazmak isteyenler ve yazıya başlamak isteyenlerle buluşuyor. Temmuz’da Özgür Hayaller Platformu‘nda geliştirici, dönüştürücü ve cesaretlendirici bir yolculuğa çıkmak için yerinizi ayırtmayı unutmayın!

“Hikâyelerini Keşfet!” üç bölümden oluşan, dünyayla kurduğumuz bağı fark etmemizi sağlayan, hikâyelerimizi ortaya çıkaran ve farklı bakış biçimlerini deneyimleten bir potansiyeli ortaya çıkarma atölyesidir. Yazmaya hazırlayıcı bu atölye ile yazma kaygısını, korkusunu ve yazmaya başlama konusundaki sıkıntıları yenebilirsiniz.

Bu atölye, anlatım, uygulamalar ve yazı alıştırmaları üzerinden ilerler. Üç modül olarak tasarlanmıştır.

1- Fark Ediş

2- Anlatış

3- Yaratıcı Bakış

Hepimizin hayatında çocukluğumuza ve daha yakın geçmişimize ait hikâyeler vardır. Bu hikâyeleri bazen bize anlatıldıkları şekilde hatırlarız, bazen unutup gideriz. Günlük hayatımızda pek çok yere gider, pek çok olay yaşarız. Kimilerimiz çevremizdeki detayları fark ederken kimimiz onların farkına varmadan ya da onları önemsemeden yürüyüp gider. Bir kitap okuruz ve yazarın günlük hayatın basit detaylarını nasıl da güzel ifade ettiğini düşünürüz. Her şey tam yaşadığımız gibidir, ama bizim aklımıza onu öyle anlatmak gelmemiştir. Oysa gördüğümüz, okuduğumuz, yaşadığımız her şey bilinçaltımızda kayıtlıdır.

Bu çalışmada bol bol yazacağız. Yazarken kendi iç dünyamızı keşfedeceğiz. Yaşadıklarımız ve gördüklerimiz hakkında daha önce düşünmediklerimizin farkına varacağız. Yazarak kendimizi ifade etme becerimizi geliştireceğiz. Yazabildiğimizi göreceğiz, yazma becerimizi daha ileriye taşımak istersek yaratıcı yazarlık ve öykü atölyeleri öncesinde üzerinde oynayabileceğimiz birçok malzeme biriktireceğiz.

  1. Modül: Fark Ediş 12 Temmuz 2018 – 10.00-18.00
  2. Modül: Anlatış 19 Temmuz 2018 – 10.00-18.00
  3. Modül: Yaratıcı Bakış 26 Temmuz 2018 – 10.00-18.00

Kitap ile Sohbet İzmir İlk Sezonunu Tamamladı

Daha dün gibi Kitap ile Sohbet İzmir’in planlarını yapmamız, kitaplarını seçmemiz… Kitapdaşlarımız kimler olacak, nasıl bir ekip ortaya çıkacak, neler yaşayacağız, nasıl hissedeceğiz… soruları ile dolu heyecanlı günlerimiz dün gibi… Evet, 5 Ekim 2017’de başladığımız Kitap ile Sohbet İzmir etkinliğimiz geçtiğimiz hafta ilk sezonunu tamamladı. Tam 33 buluşma yaptık. Bu 33 buluşmada neler yapmadık ki…

Her hafta perşembe günleri bir araya geldik. Çayımızı yudumlayıp tarihi fırından aldığımız çıtır çıtır gevreğimizi yerken biraz muhabbet ettik, saatlerimiz 11.00’i gösterdiğinde ise tüm dikkatimizi açılış şiirimize verdik. Her Kitap ile Sohbet’e bir şiirle başladık ve her birini bir şiirle kapattık. Şiir okumayı sevmeyen dostlar vardı aramızda ya da çok ilgi duymayan… Her hafta yeni bir şair, başka bir şiir derken çok kısa bir zamanda kitapdaşlarımızdan şiirler gelmeye başladı masamıza. Artık şiire karşı herkes artık daha duyarlıydı, daha çok okumak, daha çok anlamak istiyordu. En önemlisi şiirden keyif almaya başlamıştı herkes.

Bu sene sohbetimize tam 16 kitabı konuk ettik. Hangileri miydi o kitaplar?

  • Sufle – Aslı Perker
  • Tante Rosa – Sevgi Soysal
  • Sur ve Gölge – Mehmet Zaman Saçlıoğlu
  • Dönüşüm – Franz Kafka
  • Ay Hırsızı – Sunay Akın
  • Kariyerim Gelecek – Yasemin Sungur
  • Cehenneme Övgü – Gündüz Vassaf
  • Lizbon’a Gece Treni – Pascal Mercier
  • Aylak Adam – Yusuf Atılgan
  • Sırça Fanus – Sylvia Plath
  • Ermiş – Halil Cibran
  • Yüzbaşının Kızı – Aleksandr s. Puşkin
  • Tatlı Rüyalar – Alper Canıgüz
  • Martı Jonathan Livingstone – Richard Bach
  • Son 11 – Ferhat Uludere
  • Fosforlu Cevriye – Suat Derviş

Bu kitapları okurken Kariyerim Gelecek ve Son 11’i yazarlarıyla birlikte konuşma ve tartışma fırsatı yakaladık. Kitap ile Sohbet fikrinin ve etkinliğinin yaratıcısı Yasemin Sungur ve Son 11’in yazarı Ferhat Uludere’yi ağırladık.

Edebiyatımızın genç yazarları listemizde olduğu gibi yakın dönemden yazarlarımızı da okuma ve o dönemleri tartışma imkânı bulduk. Farklı dünya edebiyatlarını tanıdık. Dünya tarihine dair sohbetler ettik.

Yazarların hayat hikâyeleri, eserlerini verdikleri dönem, diğer eserleri ve okuduğumuz eserde vermek istedikleri üzerine tartıştık. Bazen okurken beğenilmeyen kitapların bu bağlamda incelendiğinde aslında farklı yorumlanabileceğini gördük. Bazı kitapları okuma serüveninde herkesin aynı yerlerde zorlanması ve birlikte o engellerin aşıldığının görülmesi de ayrı keyifliydi.

Birbirimizden de çok şey öğrendik. Sohbet lideri olarak her hafta ayrı bir hazırlıkla kitapdaşlarımın karşısına çıkmama rağmen farklı bakış açılarını görmek, yeni çağrışımlarla başka konulara dönmek, herkesin açıklık ve mütevazılıkla ortaya koyduğu bilgi ve deneyimlerle zenginleşmek de harikaydı.

Bibliyoterapi ise işin vazgeçilmez ve en samimi kısımlarından biriydi. Kitap satırlarındaki hikâyeleri aldık, kendi hayatlarımızla yoğurduk, bazen kendimize zor sorular sorduk, bir baktık kahkahalarla gülüyoruz, bir baktık gözlerimiz dolmuş, birbirimizin hüznüne ortak oluyoruz.

Biz çok güzel bir sezon geçirdik, çok iyi bir ekip olduk. Şimdi yeni kitap listemizi de hazırlamışken heyecanla yeni sezonu bekliyoruz. Tüm dostlarıma harika bir yaz tatili diliyorum. Tatil ödevimiz Oblomov ve Bir Gün Tek Başına… Böylece uzun metinleri de rutinimiz içinde tartışabileceğiz.

Yeni sezonda her Perşembe 11.00-13.00 arasında Alsancak’ta Yakın Kitabevi’nde, 15.00-17.00 arasında Bornova’da Yazı Çizi Çeki Atölyesi’nde buluşacağız.

Hangi kitapları mı okuyacağız?

  • Paramparça, Melike İlgün, Alfa Yayınları
  • Hakkâri’de Bir Mevsim, Ferit Edgü, Sel Yayıncılık
  • Bir Gün Tek Başına, Vedat Türkali, Ayrıntı Yayınları
  • Gölgesizler, Hasan Ali Toptaş, Everest Yayınları
  • Oblomov, Gonçarov, İş Bankası Kültür Yayınları
  • Doppler, Erlend Loe, YKY Yayınları
  • Nam-ı Diğer Grace, Margaret Atwood, Doğan Kitap
  • Gerçek Hayat, Oylum Yılmaz, İletişim Yayınları
  • Hüyükteki Nar Ağacı, Yaşar Kemal, YKY Yayınları
  • Açlık, Knut Hamsun, Varlık Yayınları
  • Dokunmadan, Nermin Yıldırım, Hep Kitap
  • Merhamet, Stefan Zweig, Yordam Kitap
  • Durmadan Leyla, Aslı Tohumcu, İletişim Yayınları
  • Beni Asla Bırakma, Kazuo Ishiguro, YKY Yayınları
  • Merhume, Murat Uyurkulak, April Yayıncılık
  • Murtaza, Orhan Kemal, Everest Yayınları

Aramıza katılmak isterseniz bize ulaşın! 0232 421 61 66 – bilgi@yaziciziceki.com

Yazar ile Sohbet: İzmir’de Ferhat Uludere’yi Ağırladık

Beril Erbil

Kitap ile Sohbet İzmir’de ilk sezonunun sonuna yaklaşırken entelektüel birikiminden her gün çok şey öğrendiğim, edebiyatını ve kalemini beğeniyle izlediğim Ferhat Uludere’yi İzmir’de Yazar ile Sohbet’te konuk etmenin mutluluğunu yaşadık. Doğan Kitap’tan çıkan son romanı “Son 11” sohbetimizin merkezindeydi. Kasaba insanları, kasaba yaşantısı, doksanlar, futbol ve siyaset ilişkisi, naif insan manzaraları, baba-oğul ilişkileri derken iki saatin nasıl geçtiğini anlamadan sıcacık bir sohbet gerçekleştirdik. Gelin sohbetimizden satırbaşlarına bakalım.

Son 11 Ferhat Uludere’nin altıncı kitabı. Ferhat Uludere bu romanında küme düşmüş bir futbol takımından yola çıkarak bir Trakya kasabasının hikâyesini anlatıyor. Futbol deyince sakın duraksamayın. Çünkü bu romana bir futbol romanı demek büyük haksızlık olur.

Kasaba Yaşantısı ve Kasaba İnsanı

Ferhat Uludere Lüleburgazlı ve bu coğrafyadan beslenen hikâyeler yazmayı seviyor. İki öykü kitabından sonra yayımladığı ilk romanında bir Trakya kasabasını anlatarak kurmaya başladığı anlatı evreni ve yerel dil ‘Sonbaharda Sarhoş Bir Kasaba’ ve son olarak da ‘Son 11’’de iyice güçleniyor.

20’li yaşlarında yaşadığı kasabadan İstanbul’a gelerek iki yaşantıyı da deneyimlemiş yazarımız kasaba insanının sıkıntısını ve sıkışmışlığını satırlarında bize aktarırken bu insanların insanlık halleri ve trajedileri ile okuru hüzünlendirirken naiflikleri ve hayata bakış açılarıyla okuru gülümsetiyor. Evet, kitap boyunca derin bir hüzün duyuyorsunuz, bir yandan da hiç beklemediğiniz anlarda gülümsemekten kendinizi alamıyorsunuz. Trajedi ve komedi bir arada. Hayat da biraz böyle değil mi?

Kaybedenlerin Hikâyesi

Ferhat Uludere hikâyenin tamamını Lüleburgaz’ın birtakım değerleri üzerine kurmuş. Karakterlerin isimleri gerçek hayattan alınmış ancak yaşadıkları dönemler, yaşadıkları ve bu kişilerin romandaki kişilikleri gerçek hayattakilerden farklı. Bu değerler tamamen bir kurmaca içinde yoğurulmuş.

Yazarken en keyif aldığı karakteri soruyoruz. Hepsini sevmesine rağmen en renkli karakter olan Tazı Vedat’ı söylüyor ilk önce, Börekçi Mustafa ve diğerlerini saymaya devam ediyor.

Tazı Vedat İzmir ekibinin genellikle en sevdiği karakter bu arada. Vedat kaybetmiş bir futbolcu. Ferhat Uludere hayatla bir türlü barışamamış insanlar üzerinden yapılan kaybedenler mitolojisi yerine gerçekten kaybedenlerin hikâyesini yazmak istediğini söylüyor.

Seksenler – Doksanlar

Kitapdaşlarımızdan Sema Demirsoy “Kaybolan değerlere sahip çıkmak adına böyle bir kitap yazılmış gibi.” diyor. Hakikaten bu günlerden o günlere baktığımızda o günleri daha naif, daha insancıl, daha saf günler olarak anımsıyoruz.

Tabii ki roman sadece bu naiflik üzerinden ilerlemiyor. Bugünlere gelmemizde o dönemlerde yaşananların etkilerini de çok çarpıcı bir biçimde gözler önüne seriyor. Hatta tüm kitapdaşlarımız bu konuda bir aydınlanma yaşadıklarını dile getiriyorlar.

Futbol

Futbol kitabın önemli konularından biri… Tabii doksanlardan bu yana futbol da hayatımız gibi değişti. Bugün izlediğimiz futbola baktığımızda endüstriyel bir futbol görüyoruz. Ekranlarda ne küçük takımın dokunup hissedebildiğimiz futbolcusu var ne de kazanmak veya kaybetmekten ziyade oynamanın önemli olduğu futbol. “Artık her şey başarıya odaklı. Kaybedenin hikâyesini hep bir kazanan öyküsü üzerinden anlatıyoruz. Doksanlarda kazanan önemli değildi. Kaybedenin hikâyesini anlatmak istiyordum.”

Kitapdaşlarımızdan futbolu içeren bölümlerle ilgili yorumlar geliyor.

Cahide Tüzün; “Ben bir de amigonun yaklaşımından çok etkilendim. İnsanlar için futbolun, stada gelmenin, küfretmenin önemi çok iyi anlatılmış. Ne yapacağını bilmiyor, ama küfretmesi lazım. Çok güzel ifade edilmiş gerçekten.”

Nil Kubalı; “Futbolcuların da insan olabilecekleri aklıma geldi.”

Sema Demirsoy; “Futbol ile ilgili olmasını çok sevdim. Bizim kuşakta futboldan uzakta yetiştim. Yeni yeni futbola yakınlaştığımı hissediyorum.”

Aygül Kaplanseren; “Futbolu hep geçmişten gelen bir arena kültürü olarak aldık. Bu kitaba başlamadan önce toplum üzerinden birtakım eleştiriler bekliyordum, ama burada biraz insan ve birey anlamında ele almışsınız. Kitabı bitirdikten sonra alt kümede veya birinci kümelerde oynayan futbolcuların yaşam tarzları nasıl olur acaba diye düşünmeye başladım, bunlara dönük daha farklı bir bakış açısı sunacağını düşünüyorum. Farklı bir kapı açtı.”

Futbol gibi Edebiyat da Bir Oyun

Ferhat Uludere edebiyatı da bir oyun alanı olarak görüyor. Üçüncü romanı ‘Don Quijote’nin Üçüncü Cildi’’nde oyun konusunda zirve yaptığını da ekliyor. “Kitapta Don Quijote, Oblomov, Zahar, Sanco Panza, Coşkun Ermiş gibi birçok edebi karakter oturup bir handa Godot’yu bekliyorlar ve bunlar üzerine şekilleniyor hikâye… O karakterler nasıl bir araya gelir diye eğlenirken böyle deneysel bir roman çıktı ortaya.”

‘Son 11’’de de hikâye zamanını parçalama ve bölme üzerine çalışmış Ferhat Uludere. Hikâyenin gerçek zamanı 10-15 dakika ve o anda aslında hiçbir şey olmuyor. Ancak roman bize yaklaşık 30 yıllık bir süreci anlatıyor.

Sohbet Sürüyor

Babaların çocuklarıyla ilişkilerinden de bahsediyoruz bol bol. Trakya yaşantısından ve inşa ettiği yerel dilden konuşuyoruz. Bu kadar erkeğin olduğu bir romandan arda kalan kadın hikâyelerini merak ediyoruz. Yazma ritüellerinden, Son 11’in yazım sürecine, diğer romanlarından etkilendiği yazarlara kadar sorularımızı sıralıyoruz.

Kitapdaşlardan

Nil Kubalı; “Müthiş detaylar vardı. En baştaki baba-oğul ilişkisini okurken, babasının bakışıyla ben kitabın içine giriverdim, onlardan biri oldum.”

Ayşegül Pulathan; “Tamamen erkek kurgu üzerine bir kitap. Efsun ve Ayla naif, hoş tasvirler. Erkeklerin hal ve hareketleri, birbirleriyle diyalogları, davranışları, maçtakilerin aslında küfrederken de ne kadar saf olabildikleri, çaresizlikleri… Erkek bakışını görmek kadın olarak iyi geldi. Erkeğin de zor durumda olabildiğini, derinde ince duyguları olduğunu çok güzel vermişsiniz.”

Selda Çokbilen; “Bir şeyi okurken hep kadın gözüyle baktığımız için empati kurmak çok kolay oluyor. İç dünyaları açısından bakmıyoruz erkeklere, bilmiyoruz da.”

Cahide Tüzün; “Özellikle esnaf tasvirlerinde gözümün önünde canlandı karakterler. Çok başarılıydı gerçekten.”

Nilgün İleri; “Türkçesi, anlatım ve ifade harika… Beni çeken yer ve zamandan öte insanlık durumu. Beni ağlatan da insanlık durumu ve o anlatım. Sizin kitabınız eğer yarına kalacaksa o insanlık durumu o gün de insanları etkileyecek.  Sizi bu yönden çok başarılı buldum.”

‘Son 11’ Görme Engelliler için Okunacak

Biz İzmir ekibi olarak sevgili Ferhat Uludere’yi ağırlamaktan çok mutlu olduk. Onu yeni tanıyanlar mütevazı ve samimi bir yazarla tanışmaktan büyük keyif aldılar; yeni okuyanlar ise yeni bir yazar keşfetmekten…

İzmir ekibi olarak bir de güzel haberimiz var. Kitapdaşlarımızdan Sema Demirsoy Son 11’i görme engellilere okunması için ilgili kütüphaneye ulaştırmış. Okuru, dinleyeni bol, yolu açık olsun…