Yazma Halleri: Kadının Kıymetlisi

Yazı: Nilgün İleri

Fotoğraf: Jens

Ömrümün ikinci yarısındayım. Cafcaflı görüntüm yavaş yavaş kayboluyor. Ama bütün gücümle çalışıyorum. Neden mi? Çünkü ben kadının kıymetlisiyim. Kıymetlisi dememin bir nedeni var; kadın her çamaşır yıkayışında “bir kadının en büyük yardımcısı” deyip duruyor. Ben de bu güvenin hakkını verebilmek için fabrika ayarlarımı zorlayan bir güç sarf ediyorum. Hatta bazı zamanlar motorumun aniden duruvermesinden korkuyorum.

Size bir sır vereyim mi? Bu kadın hayatıma girdiğinden beri, görevimi programa uygun bir şekilde yerine getirmekten öte çaba sarf ediyorum. Bu da bana huzur belki de mutluluk veriyor. Nereden mi biliyorum, tüm vidalarım, cıvatalarım, somunlarım birbirleriyle uyum içinde dans eder gibi çalışıyorlar.

Eskiyorum, biliyorum. Fakat bu evdeki enerji beni sürekli tazeliyor gibi… Mutluyum, dedim ya… Bu evdeki yerim de çok güzel, her an evdeki yaşamın içindeyim. Bir banyoya kapatılmış değilim. Bazılarımız imalattan şanslı oluyor. Geleni geçeni, olanı biteni izleyebiliyorum. Yalnız bu aralar, yaklaşık bir buçuk aydır gelen geçen azaldı. Kadın ve adam onlardan da rahatsızlar, kızıyorlar “bir evde oturamıyorlar” diye söyleniyorlar. Halbuki gelip geçenlerle selamlaşırlar, konuşurlar hatta eve davet ederlerdi. Peki şimdi ne oldu?

Kendileri de bir yere gitmiyorlar. Daha önceleri kısa süreli giderler, bazen de uzun süre gelmedikleri olurdu; ev derin bir sessizliğe gömülürdü. Kapalı kapıların ardındaki yaşamı hayal eder merakla kadın ve adamın gelmesini beklerdim. Şimdi onlar da benim gibi hiç evden çıkmıyorlar. Ara sıra bahçeye çiçeklerinin yanına gidip hemen eve giriyorlar. Acaba benim hareket eden bir evde yaşama hayalimi şu sıralar anlayabilirler mi? 

Yalnız bu da değil… Son zamanlarda suyumu hep altmış dereceye kadar ısıtıyorum. Oysa daha önceleri kadın çamaşırların cinsine göre sıcaklık seçer, yıkanmış çamaşırları çıkarırken “ohh mis gibi” derdi. Şimdilerde ise “Ohh iyice dezenfekte oldular,” diyor. Sahi bu aralar sürekli dezenfekte, dezenfektan sözcüklerini duyuyorum. Demek ki benim yıkama görevim yanında daha önce hiç fark etmediğim sağlık hizmeti verme gibi bir görevim varmış. Dedim ya size değişik bir dönem; bilinenler önemini kaybederken bilinmeyenlerin farkına varılıyor. İlk on beş gün televizyon sürekli açıktı, kadın bu eve geldiğinden beri ilk defa şahit olduğum bir durum. Aslında televizyon beni hiç rahatsız etmez. Ama kadın adama “Artık dayanamıyorum,” dediği gün, tüm dikkatimi televizyondaki seslere verdim.

“Test sayısı…”

“Vaka sayısı…”

“Vefat sayısı…”

“Entübe sayısı…”

Editörün notu: Evlere kapandığımız günlerde “Yazmak iyi gelir” dedik ve bir araya gelip yazdık, küçük oyunlar oynadık. Kâh güldük kâh hüzünlendik, ama yazının oyun alanında çok keyfili vakit geçirdik. Bu metin evimizle çokça haşır neşir olduğumuz bu zamanlarda acaba evimizdeki eşyalar dile gelse bu günler hakkında ne derlerdi diye sorduğumuzda ortaya çıktı. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir