Yazma Halleri: Hayalleri Gözlemek

Yazı: Müge Mersin

Fotoğraf: Andrea Piacquadio

Evimizin kapısı çalar ve ben heyecanla beklemeye başlarım. “İşte benim zamanım geldi, faydalı olabileceğim,” diyerek sevinirim. En çok apartman içinden evin kapısı çalındığında “Aaa. Kim olabilir ki?” merakıyla kullanılırım. Bir de aşağıdan, apartman girişinden kapıyı çalanlar vardır ki ev sahiplerim diyafondan kimin geldiğini öğrenir ve beni kullanmadan kapıyı hemen açıverirler. Fonksiyonu ihmal edilmiş bir detay olarak, kullanılacağım bir sonraki zil sesini beklemeye başlarım. Göze çarpmam. Çünkü hem küçüğüm hem de üzerinde çok fazla zaman harcanacak bir fonksiyonum yok. Genellikle kapının üzerinde ufak, ufacık bir detay olarak varlığımı sürdürürüm.

Bu kadar az kullanılınca ve fazla da işe yaramayınca bir dekor olmanın dışına çıkamam; tek bir istisna dışında. Ev sahiplerimden biri diyafondan apartman otomatiğine bastıktan sonra benden dışarı bakmaya başlar. Aşağıdan gelenin kapıya iyice yaklaşmasını bekler ve kapıyı tam zamanında açar. İşe yaradığım için içim sevinçle dolar. Bilirim ki onunla aramızda farklı bir bağ vardır.

Bu ev sahibim aslında böceklerden çok korkar. Böcek deyince karafatmalardan bahsediyorum. Siyah, büyük olanlarından. Küçük olanlarından da korkar. Hatta sivrisineklerden bile korktuğunu iddia eder. Apartman içindeki böceklerin, evin kapısının açık olduğu sırada, farkına varmadan içeri girmelerinden korkar. Bu nedenle aşağıdan gelenlerin yukarı çıkmasını sabırla bekler ve gözünü bana yapıştırır. Bizim hikâyemiz de burada başlar. Diyafon sağ olsun, kimin yukarı çıkacağını bildiği için bir süre sonra kimin merdivenlerde belireceğini bilir. Oturdukları katın apartmanın ikinci katında olmasından dolayı, gelen kişinin merdivenleri ne kadar sürede çıkabileceğine dair ortalama bir süreyi de tahmin eder sevgili ev sahibim. Bu süre içinde kafasından, gelen kişinin iki katlık merdiven yolculuğu ile ilgili çeşitli hikâyeler uydurur ve akla gelebilecek pek çok olasılığı kurgular. Bazen bu yolculuk süresi kısadır. Hikâyelerden mahrum kalırım ve ardından yalnızlığıma dönerim. Bazen de süre uzar. O zaman hikâyeler uzar, zaman zaman da korkutucu olurlar. İnsan zihninin bilinmezlikler karşısında olumsuzluklara eğilimi var sanıyorum. Ev sahibim de istisna değil. Birkaç saniye gecikme nedeniyle senaryo sayıları artar. Biliyorum çünkü aramızda artık bir bağ var ve gözünü bana yaklaştırınca düşüncelerini bilir hale gelirim.   

Bu gecikmeler sırasında ev sahibimin aklına en çok, gelen kişinin posta kutusu ile uğraşması, ani telefon gelmesi nedeniyle aşağıda oyalanması, komşulardan biriyle karşılaşılması sonucu muhabbet nedenleri gelir. Süre birkaç saniye daha artınca eğlence artmaya başlar. Birinci katın boşluğunda bekleyen canavarların beklenen kişiyi yemesinden endişelenir zaman zaman. Nadiren uzaylılar bile aklına gelir. Karşı komşuları olan amcadan çekinir ve ona yakalanmamaya çalışır. Senaryo canlanmaz kafasında o zaman. Bazı zamanlarda diyafon çalışmaz ve gelenin kim olduğunu bilemeyince alternatifler çoğalır, ben de bu alternatiflerle çoğalmış gibi hissederim.

Son zamanlarda kapımızı çalanların sayısı maalesef azaldı. Ev sahiplerim dışarıya çok az çıkar oldular. Bu son birkaç haftadır dışarından çok az gelen oldu. Bunlardan biri de bir kargo çalışanıydı. O gelince her zamankinden farklı olarak tedirgin bir bekleyiş oldu. Önceki zamanların farklı ve renkli kurguları yerini, “Gelen kargoyu nasıl alayım,” endişesine bıraktı. Gelen kişiden uzak durmalar falan. Bir de artık gelen giden herkesin ellerinde eldiven, yüzlerinde maske var. Alınan her şeyde sanki bir mikrop varmış gibi uzakta tutulup o gelen malzeme ile hemen balkona koşuluyor. Artık eve girenlerin ilk durağı balkon oldu. Bu arada ev sahibim de eve nadir gelenleri beklerken yeni bir senaryo canlandırıyor kafasında. Gelenlerin birinci katta havada uçuşan minicik küreler tarafından yendiğini görüyor. Tamam küçük böceklerden bile korkuyor da bu kadarı fazla değil mi? Bunlar minicik. Üstelik çok da güzel görünüyorlar. Küre şeklindeler ve taçları var, bana oyuncak topları çağrıştırıyor. Ev sahibim ve ben artık daha az zaman geçiriyoruz. Bunun sebebi küçülen, gözle görülemeyen böcekler mi?

Editörün notu: Evlere kapandığımız günlerde “Yazmak iyi gelir” dedik ve bir araya gelip yazdık, küçük oyunlar oynadık. Kâh güldük kâh hüzünlendik, ama yazının oyun alanında çok keyfili vakit geçirdik. Bu metin evimizle çokça haşır neşir olduğumuz bu zamanlarda acaba evimizdeki eşyalar dile gelse bu günler hakkında ne derlerdi diye sorduğumuzda ortaya çıktı. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir