Aristoteles’ten Borges’e Bir Öykü Yazmak… – İzmir

Aralık’ta Ferhat Uludere ile edebiyatın sonsuz coğrafyasında keyifli bir yolculuğa çıkıyoruz: Aristoteles’ten Borges’e Bir Öykü Yazmak…

“Aristoteles’ten Borges’e Bir Öykü Yazmak” edebiyatın sonsuz coğrafyasında usta yazarların ve en az onlar kadar usta roman ve öykü kahramanlarının ışığında ilerleyen bir yazma macerasıdır. Bu yolculuk boyunca Aristoteles’ten Borges’e Don Quijote’den Duras’a kadar birçok yol arkadaşımız olacak yanımızda. Elimizden tutacak, yol gösterecek ve bazen de bize kızacaklar. Kısacası hem okuyacak hem de yazacağız… Birbirimizin hatalarına bakacak birbirimizin eksiklerini tamamlayacağız…

Atölye boyunca Aristoteles’in Poetika adlı eseriyle başlayıp çeşitli okuma ve yazma çalışmaları yapacağız… Bazen tavan arasında eski sevgilisine rastlayan bir kadın olacağız, bazen ekonomisi çökmüş Amerika’da elma toplayacağız. Don Quijote’nin saldırdığı yeldeğirmenlerinin altında soluklanıp Alef’ten dünyaya bakacağız.

Yazma alıştırmalarımızın yanı sıra bir hikaye yazmak için izlenecek yolda ustaların ışığında ilerleyeceğiz… Bazılarımız kendini anlatacak, bazılarımız bambaşka bir dünyanın kapısını aralayacak. Çok tartışacak, çok gülecek, çok eğlenecek, ama yine de edebiyatın ciddiyetinden taviz vermeyeceğiz…

“Aristoteles’ten Borges’e Bir Öykü Yazmak” aynı zamanda iyi bir okur olma yolunda atılmış bir adım olacak. Metinlerin şifrelerini çözerek yazarların sırlarına vakıf olacağız.

“Aristoteles’ten Borges’e Bir Öykü Yazmak” adlı çalışmamız 8 saatlik bir zaman dilimine yayılacak. İki günde 4’er saatlik çalışmalarla ilerleyecek…

Bu sefer İzmir’deyiz!

İyi bir okur olma yolunda da önemli bir adım olan bu atölyede yerinizi mutlaka alın!

Tarih: 17-18 Aralık 2016

Saat: 10.00-14.00

Yer: Piyano Butik Ofis

Adres: 1481 Sokak (Kilise Sokağı – Alsancak İskele karşısındaki sokak) No:9 Alsancak-İzmir

Katılım: 10 kişi

ferhat-uludere-yaziciziceki-atolye

“O kadar iyi şairlerimiz var ki, iyi ki…” – Onur Behramoğlu

Şiirleri, yazıları, ailesi ve duruşuyla tanıyıp sevdiğimiz değerli şair Onur Behramoğlu’na şiiri sorduk, şiir okurken, şiirin dünyasında gezerken bize bir yol göstersin istedik.

Onun şiirinin inceliğini ve gücünü Asit ya da İksir ve Senden Öğrendiğim Şarkılar adlı şiir kitaplarından biliyorduk. Zaten Herkes Bir Denizdir Doğuştan adlı, denemelerini topladığı kitaptaysa şiirde ve sanatta bizi derin bir yolculuğa çıkarıyordu. Ondan bu yolculuğa çıkış biletini istedik aslında.

Şiiri bir başkaldırı olarak tanımlıyor Onur Behramoğlu ve bir söyleşisinde şiirin kalbe dokunduğunu söylüyor. Kalbimize dokunmayan neyi seviyoruz ki hayatta?

Şiir okuru fazla değildir. Çünkü şiir ortalama okurun işi değildir. Bilgiye ihtiyaç duyar, hissetmeye ihtiyaç duyar okur, okuduğunu anlayabilmek için… İnce bir zeka, güçlü bir sezgi, bağdaştırma ve yorumlama ister şiir.

Kim bilir? Belki de korkulup kaçıldığı için her gün biraz daha az okunuyordur. Oysa şiirin penceresinden, şairin bakışından bakabilsek dünyaya, hayata dokunabilir, sihrimizi başkalarına bulaştırabilir, daha güzel bir dünya yaratabiliriz… Evet, şiir bir başkaldırıdır.

Bu yazıyla birlikte; edebiyatın ve şiirin içinde, yazarların ve şairlerin arasında geçmiş bir çocuklukta, kendi şiirinin yolunu bulmuş Onur Behramoğlu’nun yardımıyla şiirin kapılarını aralamak istiyoruz sizlere…

Sorduk; onları okumadan şiir okudum diyemeyeceğimiz şairleri, kitapları ve onların kendinde açtığı yolu, etkilerini ve nedenlerini…

Onur Behramoğlu Türk şiirinden ve dünya şiirinden beşer isim saydı bize, önem sırasına sokmadan… Bütün şiirlerini okumamızı önerdi. Yanlarında başka isimler de verdi… O kadar iyi şairlerimiz var ki, iyi ki, diye ekledi…

Biz de, okudukça çoğalan bir dünyada, sonu olmayan bir serüven için bir başlangıç sunuyoruz sizlere… Zaten Herkes Bir Denizdir Doğuştan* adlı kitabının ışığında küçük notlarla…

onur-behramoglu-zaten-herkes-bir-denizdir-dogustan

Nazım Hikmet

… “anlamak gideni ve gelmekte olanı”, çünkü bilmek:

“Ak bir karanfil gibi çatlayıp da çekirdek / atom bahçelerine yürüyünce aydınlık, / yalnız meraklıları değil, bütün insanlık / şiirin aynasında kendini seyredecek.”

Fazıl Hüsnü Dağlarca

İnsan yüceliğini solumak Dağlarca’dan…

“Elimizdeki kalemin kendi ahlakı vardır, avcumuzu dinlemez, söz kaçırır,” deyiverir birden, şiir söyler gibi… Ve karamsarlığa esir olmamıza izin vermek istemez, “Bazen umutlanmak da cesaret ister,” der…

Büyük metafizik hayretten doğan şiiri, biçimsel ustalığı, sanki bir masalmış gibi okunmalıdır…

Attila İlhan

“Eleştirmek, yadsımak değildir, yeni bir ölçüyle değerlendirmektir,” diyen, Türkiye’yi bize ne çok sevdiren şair…

Turgut Uyar

Geleneksel gramerin yapısını kıran, cümleleri bitirmeden yenisine başlayan, günlük yaşamın diline yaklaşan, “işe yaramaz şeylerin güzelleştirdiği dünya”da kurup yıkmak için yeniden doğuran…

Sezai Karakoç

Peygamberin doğuşunu her birimizin doğuşu, insanlığın doğuşu sayan; inancıyla esrarlı bir imkanın peşine düşen, ‘kaybolmuş değerleri yeniden anlamına kavuşturmayı’ amaçlayan, Dağlarca ile birlikte metafizik şiirin doruğu olan şair…

Charles Pierre Baudelaire

Poe’yu keşfeden, Poe çevirileri, eleştirel yazıları, düzyazı şiirleriyle modern usta Baudelaire…

Pablo Neruda

Daima büyük bir ormanın kıyısındaki küçük bir köydeymiş, çocukluğunun Temuco’sundaymış gibi şiirler söyleyen, kibirden ziyade omuzdaşlığa dair satırlarıyla hatırlanan Neruda…

Yannis Ritsos

Büyülü, bir o kadar da yalın görüntülerle dolu bir şiir; daima gören, daima duyan bir şair… İncitilmiş her şeyin, herkesin kalbinin çıt ettiği yerdedir Ritsos, o çıt sesindedir, yalın şeylerin ardında. Büyük duyarlılık, alçakgönüllülüktür Ritsos…

Louis Aragon

Ebedi bir asi iken bir devrimci haline gelmesini sağlayan Elsa ile tanışan, gerçeküstücü ilkelerden uzaklaşan Aragon… Gerçeküstücülük döneminin önemli şairlerinden…

Yehuda Amihay

Modern İsrail şiirinin en büyük ismi… Tüm gerçek şairler gibi o da aldığı her nefesin karşılığında, varlığının tüm zerreleriyle adanmıştır hayata, şiire, aşka…

* Zaten Herkes Bir Denizdir Doğuştan, Tekin Yayınevi, Kasım 2015