Kısa Yazmak Zordur

kisa_yazmak_zordur

“Kusura bakmayın kısa yazacak kadar vaktim yoktu, ben de uzun yazdım.” diye ünlü bir söz var, bilirsiniz. Bu söz kimi zaman Goethe, kimi zaman Mark Twain, kimi zaman Pascal ile anılır. Asıl sahibini bilmesek de hafızalarımıza kazınmış, kısa yazmanın, kısa yazarak istediğin şeyi anlatmanın değerini en güzel şekilde hissettirmiştir bize.

Şiir edebiyatın doruk noktası ise öykü onu izler. Roman uzun olduğu için kötü veya değersiz değildir hiçbir zaman. O, anlatmak istediğini daha çok karakteri hikayeye katarak bize anlatır. Sözcük tasarrufu esastır. Güzel söz söylemek, başkasının görmediği gözden görebilmek, betimlemeler yapmak ondan aldığımız hazzı arttırır. Herkesin başından geçebilecek bir hikayeyi bir sanat eserine dönüştürür.

Kısa yazmak hayatımızın diğer alanlarında da önemini koruyor. Sürekli bir bilgi akışına tutulduğumuz, kaliteli bilgiye ulaşmak için bilinçli yaklaşmazsak bombardıman içinde paramparça olacağımız bir dünyada yaşıyoruz.

Facebook sayfalarında en çok fotoğrafları beğeniyoruz. Uzun uzun düşüncemizi anlatsak profil fotoğrafı değişikliği kadar fayda etmiyor çoğu zaman. Twitter önemli; ah bir de şu 140 karakter sınırı olmasa. Koyduğumuz ++’lardan yorulduk. Instagram fotoğrafları çok şeker, bir de altına şu dünyaları yazmasalar!

Herkesin vaktinin bu kadar az olduğu zamanımızda bütün bu bilgi kirliliğin arasında fark yaratmak zordur, asla imkansız değil!

Anlatmak istediklerini kağıda dök, gereksizleri ayıkla, tekrar tekrar söylediklerini temizle! Kısa yazmak zordur, kelimelerle oynamak harika!

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir